GEÇMİŞ GİTMEZ; BUGÜNE DÖNÜŞÜR
Erken deneyimlerimiz, özellikle bakım verenlerimizle olan ilk ilişkiler, iç dünyamızın yapı taşlarını oluşturur.
Kendimize ve başkalarına dair ilk cümleler sessizce burada yazılır:
“ Ben sevilirim / sevilmem.”
“İnsanlara güvenilir / güvenilmez.”
“Dünya güvenli / tehditkâr.”
“Bir hata yaparsam cezalandırılırım.”
“Duygularımı göstermek tehlikelidir.”
Bu cümleler büyüdüğümüzde de içimizde konuşmaya devam eder. Çoğu zaman farkında bile olmadan.
Bazen sunum yapmaktan korkan bir yetişkin, aslında sınıfta yüksek sesle konuştuğunda eleştirilen çocuktur.
Herkese “evet” demeye mecbur hisseden, kimseyi üzmemeye çalışan biri, belki de iç dünyasında hâlâ terk edilmekten korkan küçük bir kız çocuğunu taşımaktadır.
Hata yaptığında kendini günlerce affedemeyen kişi, belki çocukken cezaya boğulmuş bir çocuktur.
İşin ilginci, beyin de bu geçmişi saklar. Stresle şekillenen sinir sistemi, örüntüler ve korunma stratejileri yetişkinlikte “kişilik” ya da “alışkanlık” gibi görünür. İşte bu yüzden psikanalitik terapide sadece bugünle değil, bugününüze dönüşmüş geçmişle çalışırız.
Nazlı Büşra Muratoğlu