Hayat belirsizleştiğinde, alışık olduğumuz tepkiler ve başa çıkma yöntemleri her zaman işe yaramayabilir. İşte tam da bu noktada, “kıvrak zeka pratiği” – yani zihinsel çeviklik – bize dayanıklılık kazandırabilir.
Kira M. Newman | 4 Ekim 2022
Yakın zamanda yeni bir daireye taşındım. Aslında açık havalı, geniş arka bahçemle kutlanacak bir durumdu; fakat yeni bir ortamda olmanın güvenlik hissimi bu kadar sarsacağını hiç beklemiyordum. Kedimin kapıdan kaçma ihtimalinden, ailemi COVID’den veya rakunların taşıdığı hastalıklardan nasıl koruyacağıma kadar birçok konuda kaygılanıyordum.
Elaine Fox’un Switch Craft: The Hidden Power of Mental Agility (Kıvrak Zekanın Gizli Gücü) kitabını okuduktan sonra neler olup bittiğini daha iyi anladım. Ben, “belirsizlikten rahatsız olan” insanlardan biriyim. Rutini severim ve taşınmak bütün düzenimi altüst etti. Kontrolün bende olduğunu hissetmeye ihtiyaç duyarken çevremdeki neredeyse her şey değişmişti.
Belki siz de böyle hissediyorsunuzdur: Hayat bilinmezliklerle dolduğunda veya işler planladığınız gibi gitmediğinde altından kalkmakta zorlanıyor olabilirsiniz. Fox’a göre burada geliştirilmesi gereken şey kıvrak zeka – koşullar değiştiğinde düşünme, hissetme ve davranma biçimimizi esnetebilme kapasitesi.
Belirsizlikten Rahatsız Olmak
Taşınmak, yeni işe başlamak gibi yeni durumlar veya sağlık testleri, işten çıkarılma ihtimali, yaralanma gibi öngörülemeyen riskler hep belirsizlik yaratır.
Beynimiz geleceği tahmin etmeye programlı olduğundan, belirsizlikten kaçınmak çok insani bir dürtüdür. Fox, “İnsanoğlu olarak hepimiz güven duygusuna ihtiyaç duyarız; bu yüzden belirsizliğe belirli bir seviyeden sonra tahammül edemeyiz,” diyor.
Ama bazı insanlar bu konuda daha hassastır. Eğer plan yapmaya bayılıyor, sürprizlerden hoşlanmıyor ve beklenmedik şeyler gününüzü kolayca bozuyorsa, belirsizliğe düşük toleransınız olabilir. Böyle biri, yeterli bilgiye sahip olmadığını düşünerek muğlak durumlarda karar vermekte de zorlanabilir.
Belirsizliğin yarattığı huzursuzluğu gidermek için çoğumuz Fox’un “güvenlik davranışları” dediği şeylere başvururuz: çok fazla liste yapmak, defalarca kontrol etmek, aşırı hazırlık yapmak, sürekli güvence istemek… Örneğin, bir restoranın menüsünü önceden incelemek veya çocuğunuzun iyi olduğundan emin olmak için tekrar tekrar kontrol etmek gibi.
Belirsizliği sevmiyorsanız daha kolay kaygılanmanız da muhtemel. Kaygı bazen bize sahte bir kontrol hissi verir: En azından bir şey yapmış oluruz! Ayrıca başarısız olma ihtimali olan durumlardan kaçınabilir ve hayatta hep bildiğimiz, güvenli yolları seçebiliriz.
Kıvrak Zekanın Gücü
Belirsizlikle daha rahat edebilmek için Fox’un tanımladığı “kıvrak zeka”ya – psikolojik esnekliğe – ihtiyacımız var. Araştırmalar, psikolojik olarak daha esnek kişilerin daha sağlıklı, daha mutlu ve daha az kaygılı olduklarını gösteriyor.
Psikolojik olarak esnek biri değişime açıktır, hatta bazen değişimi heyecan verici bulur. Bir sorunla karşılaştığında tek bir yönteme saplanıp kalmaz; farklı çözümler dener. Dünyayı siyah-beyaz görmez; öğrenmeye açıktır ve çoğu zaman yaratıcı, sıra dışı fikirleri vardır.
Hayatın beklenmedik biçimde değiştiği – planların bozulduğu, boşanma süreçlerinin yaşandığı veya pandemiler gibi öngörülemeyen dönemlerde – zihinsel çeviklik özellikle parlar. Bazı insanlar eski yöntemlerine sıkı sıkıya bağlı kalırken, kıvrak zeka sahibi insanlar işe yaramayan stratejilerini fark eder ve yenilerini dener.
Fox bunu bir golf metaforuyla anlatıyor: Golfte farklı vuruşlar için farklı sopalara ihtiyaç duyarsınız. Hayat da böyledir: Karşımıza çıkan problemlerin her biri başka bir yaklaşım ister.
Asıl soru şudur: Aynı düşünme/duygulanma/davranma biçiminde ısrar etmeli miyim, yoksa yeni bir yaklaşımın zamanı mı geldi? Bu, ebeveynlikten şirket yönetimine kadar pek çok alanda geçerlidir. Bazen katı kurallar gerekir, bazen ise spontane bir dondurma sürprizi. Sağlıklı esneklik bunu ayırt edebilmektir.
Başa çıkma stratejileri de böyledir. Psikologlar bunları ikiye ayırır:
• Duygu odaklı başa çıkma: Dikkati dağıtmak, sosyal destek almak, farklı bakış açısı geliştirmek.
• Problem odaklı başa çıkma: Sorunu doğrudan çözmek için harekete geçmek.
Hiçbir strateji her durumda işe yaramaz. Duygularını bastırmaya meyilli biri çözülebilir bir problemden kaçabilir; aşırı problem çözücü biri ise çözümü olmayan durumlarda – hasta bir sevdili gibi – çaresizlik ve öfke yaşayabilir.
Zihinsel Çevikliği Nasıl Geliştirebilirsiniz?
Fox’un önerdiği pratik adımları aşağıda bulabilirsiniz:
1. Değişime teslim olun.
Hayatınızda bir şey değiştiğinde — bir işten ayrıldığınızda, bir ilişkiyi bitirdiğinizde ya da sevdiğiniz birini kaybettiğinizde — şu an bir geçiş döneminde olduğunuzu kabul edin. Geçişler zaman alır ve aceleye getirilemez. Kimliğiniz (örneğin bir çalışan, eş ya da arkadaş olarak) kayganlaşacak ve değişmek zorunda kalacaktır. Bu süreçte kendinize nazik ve kabul edici davranın; mücadele ederken kendinizden fazla şey beklemeyin.
2. Değişime önceden hazırlanın.
Bazen değişim beklenmedik olur, bazen de geleceğini görürsünüz. Büyük bir değişimi öngördüğünüzde, o değişimin etrafındaki duygularınızı keşfetmek için biraz zaman ayırın. Hayatınızın nasıl değişeceğini listeleyin ve sizi hangi değişikliklerin kaygılandırdığını belirleyin. Geride bırakacaklarınızı yaslamaya izin verin; ama aynı zamanda sizi heyecanlandıran yeni fırsatlara da dikkatinizi ayırın.
3. Küçük belirsizliklere adım atın.
Belirsizliğe karşı toleransınızı kademeli olarak artırabilirsiniz. Örneğin: Uzun süredir görüşmediğiniz bir tanıdıkla iletişime geçin. Satın almak istediğiniz bir ürün için pazarlık yapmayı deneyin. Sosyal medyayı daha seyrek kontrol edin.
4. Bakış açınızı değiştirin.
Bunu yapmanın bir yolu, sizi sinirlendiren küçük bir şeyi seçip ondan bir olumlu yan bulmaktır. Örneğin, işe gidip gelme süreniz uzadıysa, bu artık podcast dinlemek için ekstra zamanınız olduğu anlamına gelebilir.
Bir sorunla karşılaştığınızda, kusursuz tek bir çözümü aramak yerine bir dizi olası çözüm üzerine beyin fırtınası yapın. Ya da hayran olduğunuz kişilerin bir listesini yapın ve şu soruyu sorun: Sizin yerinizde olsalar ne yaparlardı?
5. Farklı bir soru sorun.
Zor anlarda genellikle “neden” sorularına takılı kalırız: “Bu neden benim başıma geliyor?” Fox bunun yerine “nasıl” sorusunu sormayı öneriyor: “Bu durumu nasıl değiştirebilirim?” Ayrıca bazen zaten bir “nasıl” sorusu soruyor olabiliriz ama yanlış düzeyde bir soru olabilir — örneğin “Nasıl bu kadar çok çalışmayı bırakırım?” demek yerine daha ulaşılabilir bir soru sormayı deneyin: “Spor salonuna gitmek için nasıl zaman bulabilirim?”
6. Endişeyi geride bırakın.
Tekrarlayan endişe, sıkışıp kaldığımız en yaygın katı düşünce kalıplarından biridir. Bunu kırmak için sorunun çözülebilir olup olmadığını belirleyin — eğer çözülebilirse harekete geçin. Eğer gerçekten yapabileceğiniz hiçbir şey yoksa, Fox kaygılarınız hakkında ayrıntılı şekilde konuştuğunuz bir ses kaydı almanızı ve endişeleriniz üzerindeki etkisi azalana dek bu kaydı tekrar tekrar dinlemenizi öneriyor.
………………….
Taşınmamın üzerinden iki ay geçti ve beynim artık değişime alıştı. “Değişime teslim olma” kısmını yeni yeni anlıyorum. Kontrolü zorlamadan, hayatın kendi akışına izin verip onunla başa çıkabileceğime dair güven duymak çok daha hafif hissettiriyor.
Kimsenin beni spontane ve umursamaz biri olarak tanımlayacağını sanmıyorum ama en azından artık hayatta beklenmedik olanı bekleyebildiğim bir noktadayım. Fox’un kitabı, uzun zamandır mücadele ettiğim şeye bir isim verdi ve hedefimi netleştirdi. Planlar değiştiğinde verdiğim otomatik tepkileri fark edip gevşetebilmeye başladım. Bu bile benim için büyük bir adım.
Çeviren: Nazlı Büşra Muratoğlu
Kaynak: https://greatergood.berkeley.edu/article/item/how_to_get_comfortable_with_uncertainty_and_change?utm_source=Greater+Good+Science+Center&utm_campaign=d072c8ac96-EMAIL_CAMPAIGN_GG_Newsletter_October_4_2022&utm_medium=email&utm_term=0_5ae73e326e-d072c8ac96-74628367